Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre, Ayetullah Hamaney (Allah onun ömrünü uzun etsin), ilmi havzaların yöneticileri, öğretmenleri ve öğrencileriyle yaptığı bir görüşmede, ruhaniyetin üç ana görevini şu şekilde sıraladı:
1. Düşünsel ve dini rehberlik,
2. Siyasi rehberlik ve basiret kazandırma,
3. Sosyal hizmet alanlarında rehberlik ve aktif katılım.
Kendileri ayrıca şu vurguda bulundu: “Talebeler, gerekli yeterlilikleri ve bilgileri edinerek, bugünün farklı dünyasında toplumdaki belirleyici sorumlulukları yerine getirmeye hazır olmalıdır.”
Başka bir açıklamasında ise şöyle buyurdular: “Eğer ilim havzalarında bir ilmi heyecan ve çaba olduğunu görürsek fakat bu çabalar sistemin eksiklerini gerektiği şekilde gideremiyorsa, yeniden ahlak ve nefis terbiyesi konusuna eğilmeliyiz. Çünkü havzalarda ahlak ve nefis terbiyesi yerleşmiş, bununla birlikte bir gönül saflığı oluşmuşsa, öğrenilen her bilgi ve okunan her kelime mutlaka toplumun ve insanlığın yararına hizmet edecektir.”
Bu önemli açıklamaları ve İslam İnkılabı Rehberi’nin talebelerin görevlerine ilişkin belirlediği misyonları detaylandırmak ve analiz etmek üzere, İlmi Havzaların Manevi Eğitim ve Terbiye Başkan Yardımcısı Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Âlemzade Nuri ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Detayları aşağıda okuyabilirsiniz:
İlmi Havzalar: “Allah’a Bağlı, Mücadeleci ve Etkili Âlimler” Yetiştiren Merkezlerdir
İlmi havzalar ve medreseler, “Allah’a bağlı, mücadeleci, etkili ve rehber âlimler” yetiştiren merkezlerdir. Bu süreçte talebeler, hem İslam dinini ikame etme görevleri hem de toplumsal misyonları doğrultusunda, İslami ilimleri öğrenmek ve bireysel ahlaki olgunluklar kazanmakla birlikte iki temel yetkinliğe daha sahip olmalıdır:
1 .Sorumluluk bilinci, görev odaklılık, misyon sahipliği ve çevresine karşı duyarlılık yetkinliği,
2. Bilgi, motivasyon, ekip çalışması ve organizasyon becerisi, ki bu beceri en üst düzeyde liderlik ve yönetim kapasitesine dönüşmelidir.
Medrese eğitim sistemi, bu nitelikleri talebenin ruhuna işleyerek onları toplumsal rol ve etkileri için hazırlamalıdır.
Medreseler, bir talebenin manevi ve ilmi gelişimi için yalnızca bir eğitim kurumu değil aynı zamanda İslam Devrimi’nin ideallerine uygun bir karakter kazandıran, dini ihya etme ve İslam medeniyetini inşa etme yolunda bir merkez olmalıdır. Bu bağlamda medreselerin en önemli özelliklerinden biri, toplumsal sorumluluk bilinci, Müslümanların meselelerine duyarlılık, kritik havza görevleriyle uyumlu yetkinlik, bilgi ve becerilerin kazandırılması ayrıca eğitsel, kültürel, siyasi ve sosyal alanlarda rehberlik görevini üstlenme kapasitesidir.
Eğer bir medrese bu doğrultuda etkin adımlar atabilir ve öğrencilerini hazırlayabilirse, “sosyal misyon üssü” ve “sorumluluk bilinci ve duyarlılığın pratiğe döküldüğü bir alan” olarak çok daha etkili bir eğitim rolü üstlenebilir ve İslam toplumunda daha güçlü bir etki bırakabilir.
Sonuç olarak bir medrese yalnızca bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda bir “sosyal misyon üssü” olarak işlev görmelidir.
Talebelerin sosyal misyonuna dikkat çekmek, manevi eğitim ve terbiye ile ilgili üst düzey belgelerde ve yayımlanan karar metinlerinde vurgulanmıştır. Bu meselenin gerekliliğini, önemini ve faydalarını anlamak için şu noktalara dikkat edilmelidir:
1. Sosyal sorumluluk bilincini geliştirmek için ahlaki prensipler ve havza geleneklerine riayet edilmesi,
2. Ahlaki terbiye ile manevi eğitimin, havza faaliyetlerinden ayrı düşünülemeyeceği ilkesine ciddi şekilde odaklanılması,
3. Medrese ve eğitim kurumlarında, seçkin hocaların gözetiminde, talebe derneklerinin ahlaki ve manevi terbiye alanındaki etkinliklerinin güçlendirilmesi,
4. Ülke genelindeki okullarda, manevi eğitim ve ahlaki terbiye halkalarının oluşturulması,
5. İslam Devrimi’nin ikinci adım beyanı ve İslamî İran ilerleme modeline uygun projelerin planlanması ve hayata geçirilmesi,
6. Havza ve medreselerde ara kademe halkalarının teşkili, genel ve özel kampanyaların uygulanması, bu kampanyalardan elde edilen analitik sonuçlara önem verilmesi,
7. Talebe ve ruhaniyetin basiret seviyesini, devrimci ruhunu, siyasi analiz kapasitesini ve toplumsal bilinçlerini artırmak için gerekli planlama ve uygulamaların yapılması,
8. Talebelerin ve ruhaniyetin sosyal davranış adabını ve toplumsal ilişkilerdeki ahlakını derinleştirmek.

Sosyal Faaliyetlerle Bütünleşen Manevi Eğitim
İslam İnkılabı Rehberi’nin taleplerine göre, “İkinci Adım Devrimi”ndeki eğitim, önceki aşamalardakinden farklı bir yapıya sahiptir. İkinci Adım Bildirisi, gençlerin organize bir şekilde İslam Devrimi’nin ihtiyaç duyduğu alanlarda rol almasına ve farklı konularda kendiliğinden oluşan grup ağlarının teşkil edilmesine vurgu yapmaktadır. Bu bağlamda ilmi havzaların, genç ve ergen talebelerin bu rolü üstlenmelerine yönelik uygun bir zemin hazırlaması gerekmektedir.
İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur: “İyiliği emret ki, iyilik sahiplerinden olasın.”
Bu söz iyiliği emretmenin ve kötülükten sakındırmanın yalnızca bir sosyal hizmet olmadığını, aynı zamanda kişinin kendi manevi eğitimi için faydalı bir İslami yöntem olduğunu vurgulamaktadır.
Deneyimler göstermiştir ki, talebelik sürecinde çevresine duyarlılık gösterip sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden bir talebe, daha kapsamlı, daha canlı ve daha yetkin bir kişilik geliştirmektedir. Bu tür talebeler, sosyal ilişkilerinde daha başarılı olup kendilerini toplum için daha etkili hissederken, havza içindeki çalışmalarında da kalıcılık göstermekte ve zorluklara karşı daha dirençli hale gelmektedirler. Eğer bu süreç, yetkin hocaların rehberliğinde yürütülürse, talebe hem manevi hem de akademik olarak daha yüksek bir motivasyonla çalışarak başarısını artırabilir.
Sosyal Misyon ve Talebenin Kimliği
Havza ve talebenin kimliğinin en önemli göstergesi ve unsuru verimliliktir. Eğer havza ve talebe, toplumun dünya ve ahiret saadetini temin etme noktasında rol alabiliyor ve etkili olabiliyorsa, o zaman canlı ve dinamik bir kimliğe sahip demektir. Ancak toplumsal ilişkilerde veya İslam devletine destek olma, toplumu yönetme ve devrim hedeflerini ileriye taşıma konusunda, yalnızca kendi köşesine çekilirse, etki gücünü kaybeder ya da asgari seviyelere indirirse, kimlik krizine girer. Talebenin “sorumluluk bilinci” ve “rol alabilme” yeteneği, talebelik sürecinin başında ona sağlanacak bir eğitimle şekillenir ve bu süreç, ona toplumsal hayatta etkili bir rol üstlenme için gerekli hazırlığı sağlar.
İslam İnkılabı Rehberi, toplumsal hareketin önemine vurgu yaparken şöyle demiştir: “Ülkemizde, yöneticiler halkın yeteneklerini keşfedip doğru şekilde kullandıklarında başarılı olduk. Başarısızlık yaşadığımız her yerde ise, halkın o alandaki etkinliğini sağlayamadık.”
İnkılap Rehberi ayrıca gençlerin enerjisiyle ilgili şu değerlendirmeyi yapmıştır:
“Ülkemizde gençlik ve heyecan düzeyi çok daha erken yaşlarda başlıyor; yani 13-14 yaşındaki bir genç, tıpkı 20-25 yaşındaki birinin hedeflerini, ruh halini ve gücünü aynı şekilde sergiliyor.
Bugünün gençliği, 16-17 yaşlarında, tıpkı benim gibi önceki nesillere göre çok daha olgun ve etkili bir şekilde olayları anlıyor ve analiz edebiliyor. Bizim ülkemizin özelliği budur.”
İnkılap Rehberi, öğrencilere sosyal faaliyetlerde aktif rol almalarını teşvik etmenin önemini vurgulayarak şöyle dedi: “Bugün birçok sosyal faaliyet alanı bulunmaktadır; camilerdeki etkinlikler, gönüllü yardımlar, Şaban ayının sokak kutlamaları, Gadir Hum Bayramı kutlamaları gibi etkinlikler, toplumun yapısına katkı sağlayan çalışmalar arasında yer almaktadır. Ayrıca gençlerin köylerdeki uzak bölgelere giderek yaptıkları sosyal hizmetler de çok kıymetlidir. Bu tür faaliyetlere katılım, gençleri daha deneyimli hale getirecek ve ülkenin birçok sorununun çözülmesine katkı sağlayacaktır.
Şu anda ülkemizde yaklaşık 17 milyon öğrenci bulunmaktadır ve bunların en az 7 milyonu, farklı alanlarda etkili olabilecek yaşlardaki gençlerden oluşmaktadır. Bu genç gücünden en verimli şekilde faydalanarak ülkemizi ileriye taşımalıyız. Bu enerjiyi en iyi şekilde kullanmak, toplumsal gelişme ve ilerleme adına kritik bir adımdır.”
Genç Talebelerin Sosyal Sorunların Çözümüne Katılımı
İkinci Adım Bildirisi’nde belirtilen yol haritasına göre, genç talebelerin sosyal sorunların çözümüne katılımı ve toplumun ihtiyaçlarına uygun bir şekilde cevap vermeleri, onların yetenekleri ve gelişim düzeyleriyle orantılı olarak büyük bir öneme sahiptir. Bu bağlamda talebenin çevresine karşı sorumluluk hissi taşıması, Müslümanların işlerine özen göstermesi, doğru alanlarda eğitim alması, toplumsal ve kültürel eğitim alması, kolektif ve örgütsel eğitimle manevi kimliklerin yeniden oluşturulması gibi görevler söz konusudur. Ayrıca talebenin siyasi, devrimci ve medeniyet temelli bir eğitim alması, toplumu inşa etme ve medeniyet kurma yolunda öz disiplin kazanması, toplumsal etkinin önemini kavrayarak aktif rol almak için hazırlıklı hale gelmesi ve dinin yaşatılması adına toplumun liderliği yolunda ilerlemesi de gereklidir.
Talebenin eğitimi ve bu iki temel olgunluğa ulaşması, yalnızca dersliklerde sağlanamaz. Bu, aynı zamanda pratikte yer almayı ve aksiyon alanlarına girmeyi gerektirir. İlmi okullar, yalnızca dini eğitimin ve manevi ahlaki eğitimin yanı sıra talebenin sosyal misyonu ile ilgili bilgi ve beceri atölyeleri de düzenlemeli ve talebeyi bu tür etkinliklere katılmaya teşvik etmelidir. Böylece, talebenin eğitim süreci sadece teorik değil aynı zamanda pratik bir şekilde pekiştirilmiş olur.
Öte yandan talebelerin rol alabileceği en uygun alanlar, grup faaliyetleri ve örgütsel yapılar olmalıdır. Talebelerin toplumsal sorumluluklarını yerine getirmeleri için en uygun alanlar, okul içindeki dini cemiyetler, okulda oluşturulacak bir askeri teşkilat, gönüllü çalışma grupları gibi yapılar olacaktır. Bu yüzden, ilmi okullarda bu tür grup faaliyetlerinin en az birinin kurularak etkin bir şekilde işleyişe girmesi gerekmektedir.
Talebelerin Sosyal Misyon Aşamaları ve Seviyeleri
Talebelerin sosyal misyon doğrultusunda gerçekleştirdiği grup faaliyetleri dört aşamada yapılmaktadır. İlk aşama, okul içi faaliyetlerdir; bu aşama daha çok eğitimsel bir yaklaşıma sahiptir ve genellikle ilk düzeydeki talebeler tarafından yürütülür. İkinci aşama ise okul dışı faaliyetlerdir ve yine eğitimsel bir yaklaşım taşır, ancak bu aşamada talebeler daha geniş bir çevreyle etkileşimde bulunur. Üçüncü aşama okullar arası faaliyetler ve hizmetlerdir, burada talebeler daha fazla rol alır ve toplumsal hizmetlere katılım gösterir. Son aşama ise okul dışı faaliyetlerdir; bu aşamada talebeler, orta ve üst düzeydeki talebeler tarafından gerçekleştirilen grup çalışmaları ve çözüme yönelik aktivitelerle, ülkenin sorunlarına katkı sağlamak amacıyla etkin rol alırlar.
Sosyal Misyon İle İlgili Kapasiteler
Sosyal misyon yalnızca tebliğ faaliyetleriyle sınırlı değildir; aynı zamanda her tür sosyal sorumluluk, bilimsel, düşünsel, araştırma, yönetim ve hizmet faaliyetlerini de kapsar. Sosyal misyon, talebeyi gerçek toplumsal ortamda Allah’ın yolunda yükselmek, sorumluluk hissi oluşturmak ve toplumsal etkileşimde aktif rol almak için eğitir. Bu kapasite, talebelerin toplumda harekete geçmelerini, enerjilerini toplumsal katkılara yönlendirmelerini ve etkili bir şekilde toplumsal dönüşüme katkı sunmalarını sağlar.
Sosyal misyonun tüm talebeleri kapsayan bir yapı içinde organize edilmesi gerekir ve bu yapı sadece bireysel talebe faaliyetlerinden ibaret değildir. Toplumsal hizmetlerde yer alacak talebelerin çalışmaları, grup ve organizasyon temelli olmalı, yapısal bir yaklaşım benimsenmelidir. Bu, talebelerin bir arada çalışarak, birlikte etkili projeler gerçekleştirmelerini sağlayacaktır. Ayrıca bu süreçte “toplumsal eğitim” kavramının uygulanması, okulun eğitim felsefesinin toplumla entegrasyonu açısından çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu tür bir eğitim talebelerin sadece bireysel değil aynı zamanda toplumsal liderlik özelliklerini de kazandırmayı amaçlar.

Your Comment